IPO Tarihçesi
TFO ve IPO 
Soruları 
1993 
Smolyan- BULGARİSTAN 
I. IPO Soruları 
1. Çocuklar antikadır. Novalis 
2. Yuva, bir peyzaj olmaktan çok zihinsel bir kurgudur. Gaston Bachelard. 
3. “Zaman olmasaydı “şimdi” olmazdı, “şimdi” olmasaydı zaman olmazdı. Aristoteles. 
4. Gördüğümüz her şey başka türlü olabilir. Wittgenstein 
 
1994 
Petrich-BULGARİSTAN 
II. IPO Soruları: 
1.Eğer bacakların ve kolların kendi iradeleri olsaydı, asla bükülme durumunda kalmazlardı . Pascal 
2. Nereye gitti zaman? Derin kuyulara dalmadım mı ben? Dünya uyuyor. Nietzsche 
3.İnsan, insan için bir tanrıdır. Spinoza 
 
1995 
Stara Zagora- BULGARİSTAN 
III.IPO Soruları 
1. Herkes bir başkasıdır ve hiç kimse kendisi değildir. Heidegger 
2. Aslında kendimizi var-olmayan olarak düşünmemiz imkansızdır. Unamuno 
3. Şu öncülden mi başlamalıyız: Bir kimsenin adaletsiz davranması tamamen yasaklanmalı mı yoksa 
bazı hallerde izin mi verilmeli ? Platon 
4. Felsefeci olmak daima yolda olmak demektir ; felsefede sorular, yanıtlardan daha asıldır. Jaspers. 
 
1996 
İstanbul-TÜRKİYE 
IV.IPO Soruları 
1. Hiçbir doğru yoksa, her şeye izin verilmiştir. Nietzsche 
2. Dünyadaki kötülük, neredeyse daima cehaletten gelir ve iyi niyet aydınlanmamışsa kötü niyet 
kadar zarar verebilir. Camus 
3. Dilinin sınırları, dünyanın sınırlarıdır. Wittgenstein 
4. İnsanlığı kendinde ve başkalarında bir araç olarak değil, bir amaç olarak görecek gibi davran . 
Kant. 
 
1997 
 I. TFO soruları: 
1. Hesabı verilemeyecek bir yaşam, insan için yaşanmaya değmez. 
Platon. Sokrates’in Savunması. M:E.B. Yayınevi. 
2. Ancak yeterince bilmediğimiz bir şey üzerinde yargıda bulunduğumuz zaman yanılırız. Descartes. 
Felsefenin İlkeleri. M:E:B Yayınevi. 
3. Sanatta kendisini gösteren, açığa çıkan her zaman hayattır, insanî olandır. 
Takiyettin Mengüşoğlu. İnsan Felsefesi. Remzi Kitabevi. 
4. Her konunun izin verdiği ölçüde kesinlik aramak, eğitilmiş kişinin özelliğidir. 
Aristoteles. Nikomakhos’a Etik. TFK Yayınları  
Varşova- POLONYA
V. IPO soruları 
1. Felsefe bir bilim midir? W.Krajewski 
2. Kuvvetsiz adalet iktidarsızdır, adaletsiz kuvvet zorbadır. Pascal. 
3. Sanatçı, bizi dünyaya kendi gözleri ile baktırır. Schopenhauer 
4. Bir kimsenin hakikati, hakikatin kendisi için aramasının biz pragmatistler için bir anlamı yoktur. 
Biz, hakikati bir soruşturma amacı olarak göremeyiz. Bir soruşturmanın amacı, bundan daha çok, 
insanların, yapacakları şeyler, ulaşmak istedikleri amaçlar, amaçladıklarına ulaşmak için 
kullanacakları araçlarla ilgili bir anlaşmadır(...) 
Nesnelerin verebileceğimiz bütün tanımları, bizim amaçlarımıza uydurulmuş tanımlardır (...) 
Bilmemiz gerekenin tümü, birbiriyle rekabet eden bu tanımlardan hangisinin maksadımıza daha 
yararlı olduğudur. R.Rorty 
 
1998 
II.TFO soruları: 
1. İnsanları tedirgin eden olan biten değil, olan bitenle ilgili inandıklarıdır. Epiktetos. 
2. İnsanların sahip oldukları bilgiler arasında en yararlı ama en az ilerlemiş olanı, insan hakkındaki 
bilgidir. Delphoi tapınağındaki bir yazıtın (kendini tanı) tek başına, ahlâkçıların bütün iri 
kitaplarından çok daha önemli ve güç bir kural olduğunu söylemeye cesaret ediyorum. J.J.Rousseau. 
3. Dilin insan yaşamına en önemli katkısı, düşünmede kendini açığa vurur. Nermi Uygur. 
 
Braşov- ROMANYA. 
VI. IPO Soruları 
1. Aslında yan yana iki çeşit ahlaka sahibiz, birisi öğütlediğimiz ama uygulamadığımız, diğeri 
uyguladığımız ama nadiren öğütlediğimiz... B.Russell 
2. İnsan başkaları tarafından yaratılmıştır. Montaigne. 
3. Dünyayı görüş tarzımız, onu görmek istediğimiz tarzdır. Schopenhauer 
4. Her hal ve durumda, benim faaliyetimi doğrudan arttırmayan ve canlandırmayan her şeyden 
tiksinirim. Goethe 
 
1999 
 
III. TFO soruları 
1. İnsan için ne bildiği şey üzerinde araştırmada bulunmak mümkündür, ne de bilmediği şey üzerinde; bilinen şey 
üzerinde araştırma lüzumsuzdur, çünkü zaten bilinir. Bilinmeyen şeye gelince, ne araştırılacağı bilinmediği 
için araştırma olmaz. Platon. Menon.80 e 
 
2. Bir insan düşünürken sözcüklere dikkat etmelidir; çünkü sözcükler, sahip olduklarını düşündüğümüz 
anlamlarının yanı sıra, onları kullananın kişiliğini, eğilimlerini ve ilgilerini de gösterirler. Erdemlerin ve 
kötülüklerin adları işte böyledir, birinin bilgelik dediğine başka biri korkaklık; birinin vahşet dediğine başka 
biri adalet; birinin savurganlık dediğine başka biri eli açıklık; birinin ağırbaşlılık dediğine başka biri budalalık 
diyebilir. Hobbes .Leviathan. Yapı Kredi yayınları.S.40. 
3. İlkel toplulukların saygı gösterdiği “başkası” sadece kendi soyu sopu, uluslar için de sadece kendi 
ulusudur. Ancak bütün bunların üstünde olabilen az sayıda filozof kişiler için “başkası” bütün 
insanlardır. Bedia Akarsu. Ahlâk Öğretileri. Remzi kitabevi.1965.S.7 
 
Budapeşte. MACARİSTAN 
VII. IPO Soruları 1.Dünyanın içinde ya da dışında , iyi niyetten başka hiçbir şey şartsızca iyi olarak algılanamaz. Kant 
2. Arzu insanın özüdür. Spinoza 
3.“Yasalar” dediğimiz şeyler, daima daha geniş bir teoriler sisteminin parçası olan formlardan oluşan 
varsayım ya da tasavvurlardır. Öyleyse hiçbir şekilde yalıtılmış bir biçimde incelenemezler. 
K.R.Popper 
4. Bilgi iktidar mıdır? F.Bacon 
 
2000 
IV. TFO soruları 
1. Özgür kişi, her gün yaşarken, yapabildiği kadar çok, değerlendirmelere dayanarak ve insanın 
değeri ile değerlerin bilgisini de hesaba katarak eylemde bulunan kişidir. Ioanna Kuçuradi .Çağın 
Olayları Arasında. Ayraç Yayınevi. 1997.s.50 
2. Genel kültüre sahip olma” denilen illete tutulmuş, ama hayatında üslup (stil) birliği olmayan bir 
çağ,felsefeyle ne yapacağını bilemeyecektir. Hakikatin koruyucu meleği felsefeyi sokaklarda, 
çarşıda- pazarda herkese duyursa bile, böyle bir çağda felsefe, daha çok, yalnız gezegenin 
bilgince monologu, kişinin bir rastlantı sonucu eline geçen bir ganimet, ya da akademik ihtiyarlar 
ile çocuklar arasında tehlikesiz bir gevezelik olarak kalır. Friedrich Nietzsche Yunanlıların Trajik Çağında 
Felsefe. 
3. Adaletin felsefi teorisini anlamak ahlaksal bir ödevdir, çünkü onu yanlış anlamanın ölüme yol açan 
sonuçları vardır. Jonathan Westphal. Justice. Introduction.p.xxv. Hackett Publishing. 1996 
 
Münster. ALMANYA 
VIII. IPO Soruları 
1. Zaman kendi başına varolan bir şey değildir (...) Öyleyse zaman bizim (insan) görülerimizin 
sübjektif koşuludur. (...) ve bundan ötürü süjeden ayrı ele alınırsa kendi başına bir hiçtir. Kant. 
2. İlkel toplumdan uygar topluma geçiş insanda fark edilebilir bir değişiklik yaratmış; içgüdü yerine 
adaleti bir yönetim kuralı olarak koymuş, ve hareketlerine önceden eksik olan ahlaki niteliği 
katmıştır. Rousseau. 
3. Amipten insana kadar uzanan süreç filozoflara bir ilerleme olarak görünmüştür Yine de amiplerin 
bu fikre katılıp katılmayacakları bilinmiyor- B. Russell. 
4. Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler. Aristoteles. 
 
2001 
 V. TFO soruları 
1. Sanat, ancak onun yardımıyla, dünyada olup bitenleri görüp kavramamıza yardımcı olacak bir tür 
“dünyaya açılan pencere”, sihirli bir küredir insanlar için. Bu bakımdan her gerçek sanat yapıtını 
anlama bir keşiftir, insanda ve yaşamda bilinmeyenin keşfedilişidir.” Moissej Kagan, Güzellik bilimi 
olarak Estetik ve Sanat Altın kitaplar,İstanbul,1982.s.437. 
2. Felsefe, herhangi bir konunun “istenildiği gibi” açıklaması değil, belirli sorunların, belirli konuların 
“temellendirilmiş” çözüm ve açıklamasıdır. Arda Denkel. Bilginin Temelleri. Çev. Aziz çalışlar.Metis 
Yayınları,İstanbul 1984, s.124 
3. Küreselleşme teorisyenleri , eskisinden daha geniş bir dünyayla buluşmakta olanlar insanlar ile 
eskisinden daha dar bir dünyayla karşı karşıya kalanlar arasında ortaya çıkmakta olan uçurum 
üzerinde biraz düşünseler iyi olur.” Martin Stokes. “Kültür Endüstrileri ve İstanbul’un küreselleşesi” İstanbul 
Küresel ile Yerel arasında. Çev. Çağlar Keyder. Metis yayınları, İstanbul, 1999. S.166 
 
Philadelpha. USA 
IX. IPO Soruları 
1. Geleneklerden türemiş olan vicdanın yasaları, bize doğadan çıkarılmış gibi görünür. 
 Montaigne. Denemeler. 1595. Bölüm XXII. 2. Eğer sınırsız hoşgörümüzü,hoşgörüsüzleri de içine alacak kadar genişletirsek ve hoşgörülü bir 
toplumu, hoşgörüsüzlerin saldırılarına karşı koruyacak tedbirleri almazsak, hoş görenlerle 
birlikte, hoşgörü de yok edilmiş olacaktır. K.R. Popper. The Open Society and its Enemies. Vol.I. Routledge, 
London. 1945.p.265 
3. Ne yapmak istediğimi düşündüğümde, kendimi iyi hissettiren her şeyi iyi, kötü hissettiren her 
şeyi kötü bulduğumu anladım. Rousseau. 
4. Devlet olmadıkça, herkes herkese karşı daima savaş halindedir. Burada şu açıkça görülür ki 
insanlar hepsini korku altında tutacak genel bir güç olmadan yaşadıkları vakit, savaş deniler 
durumun içindedirler ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır. Hobbes. Leviathan. Bölüm.XIII. 
 
2002 
VI. TFO Soruları 
 1. “Uygarlığın ilk Koşulu adalettir”. S. Freud. Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları. Çeviren: Selçuk Budak. Öteki 
 Yayınevi. , Ankara, 1999, s.281 
2. “ Eğer bir halkın bu korkunç çağı sağ salim atlatması isteniyorsa, alınacak önlemlerden bir tanesi 
şudur: halkın içinde yeterli sayıda kişinin, üstünde konuşulan, tartışılan, uğruna savaşılan ve 
insanların boğazlanmasına yol açan bazı fikirlerin ipe sapa gelmez ve son derece havada kalan 
şeyler olduğunu anlamasını sağlamaktır.” 
Ortege y Gasset, İnsan ve Herkes. Çeviren: Neyire Gül Işık, Metis Yayınları, İstanbul, 1995, s.15 
3. Bilimde olduğu gibi ahlâkta da icat ve keşif birbiri ardından gelir ve birbirinin içine girer. Her 
ahlâki yenilik önce bir icat, sonra bir keşiftir 
Hilmi Ziya Ülken, Ahlâk. Ülken Yayınları,İstanbul,2001,s.193. 
 
Tokyo. JAPONYA 
X.IPO Soruları 
1. Demek ki biraz önce tanımladığımız adil insan kavramına bir ekleme yapmamızı mı istiyorsun? 
Demin: “Adil olan dosta iyilik, düşmana kötülük etmektir” demiştik. Şimdi şunu katacağız: “Dosta 
iyiyse iyilik etmek, düşmana kötüyse kötülük etmek adildir” diyeceğiz. Platon, Devlet 335b 
2. Geçmişi hatırlayamayanlar, onu tekrar üretmeye mahkumdurlar.” Santayana 
3. Bir noktanın siyah ya da beyaz olduğunu söyleyebilmek için, önce bir noktaya ne zaman siyah, ne 
zaman beyaz dendiğini bilmem gerekir; ‘P’ye doğrudur (ya da yanlıştır) diyebilmek için, “P”ye 
hangi koşullarda doğru diyeceğimi belirlemiş olmam gerekir, böylelikle tümcenin anlamını 
belirlemiş olurum L.Wittgenstein, Tractatus Logico Philosphicus. 4.063 
4. Başka bir paradoks şudur: Eğer Tanrının varlığı mutlak olarak doğruysa şeytanın da doğruluğu 
mutlaktır. O zaman yalnızca Tanrının her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten olduğu söylenemez [!] 
Mutlak Tanrının kendi içinde mutlak reddini de taşıması gerekir ve Tanrının en yüksek kötülüğe 
alçalması gerekir. Nishida Kitaro 1875-1945, Last Writings Nothingness and the Religious 
2003 
 
VII. TFO Soruları: 
 
1. “Dünyayı esirgemek için aramızdaki barışa ve kendimizi esirgemek için de dünya ile barışa karar 
vermek orundayız.” 
Michel Serres, Doğayla Sözleşme Çev: Turhan Ilgaz, Yapı Kredi Yay, Istanbul. 1994 s.37 
 2.“Şiddet araçlarının teknik gelişimi artık öyle bir noktaya geldi ki, hiçbir siyasal amaç, insan aklının 
sınırları içinde, bu araçların yıkıcı potansiyeline denk değildir; ne de silahlı çatışmalarda bu araçların 
fiilen kullanımını haklı kılabilir.” Hannah Arendt, Şiddet Üzerine Çev: Bülent Peker, İletişim Yay. Istanbul, 1997 s.9 
3. Başkalarının düşüncelerini kavramanın, anlamanın yolu da ortak kavramlara sahip olmaktan geçer.” 
Betül Çotuksöken, Felsefi Söylem Nedir? Kabalcı Yay. İstanbul 1993 s.47 
 
Buones Aires ARJANTİN 
XI.IPO Soruları 
 
1. Doğadan çıkardığımızı sandığımız vicdan yasaları, adetlerden türetilmiştir. Montaigne, Denemeler, 
Kitap I, Bölüm XXII 
2. Savaş için silahlanmış devletler, filozofların sürekli barışı mümkün kılacak koşullar hakkındaki 
kurallarını göz önünde bulundurmalıdırlar. Kant, Ebedi Barış Üstüne, Bölüm: Sürekli Barışın Gizli Maddesi 
3. Kendi içimizde bulduğumuz ve haklı olarak başkalarında da bulunduğunu düşündüğümüz bu 
saldırganlık eğiliminin varlığı, komşularımızla ilişkilerimizi rahatsız eden ve uygarlığı böylesine 
yüksek bir çaba harcamaya zorlayan bir etkendir. İnsanlar arasında bu karşılıklı düşmanlık 
yüzünden uygar toplum sürekli çözülme tehdidi altındadır. Freud, Uygarlık ve Hoşnutsuzlukla 
 
2004 
VIII.TFO Soruları 
 
1. ‘‘Tüm uluslar gibi bireyler de kendilerinin uygarlık dedikleri şeyi gerçek uygarlık saymaya ne denli 
yatkınlar: öğrenimini bitirmek, tırnaklarını temiz tutmak, terziye, berbere gitmek, yurtdışına çıkıp 
gezmek; böylece tamamlanmış oluyor en uygar insan. Uluslara gelince; olabildiğince çok demir yolu, 
akademi, sanayi kuruluşları, savaş gemileri, kaleler, gazeteler, kitaplar, partiler, parlamentolar, 
böylece tamamlanmış oluyor en uygar ulus da. Bu nedenle, uluslar gibi yeter sayıda birey de uygarlıkla 
ilgileniyor, ama gerçek aydınlanmayla ilgilenmiyor. Bunlardan birincisi kolaydır, onaylanan bir şeydir. 
İkincisiyse büyük çabalar gerektirir, bu nedenle de büyük çoğunluk tarafından her zaman nefret ve 
düşmanlıkla karşılanır; çünkü uygarlığın aldatmacasını açığa çıkarır.’’ Tolstoy- İlkesiz Yaşam 
2. Bilginin her çağda artması olgusundan kalkarak, insanlığın da her çağda ileri gittiği sonucunu 
çıkarmak doğru mudur? Uluğ Nutku İnsan Felsefesi 
3.“Adalet, her kişiye borçlu olunanı vermektir.” Platon, Devlet, 335e 
 
Seul-KORE 
XII. IPO Soruları 
1. Sağduyu tarafından özgürlüğe karşı kullanabilecek en kesin kanıtlardan biri bize 
güçsüzlüğümüzün hatırlatılmasıdır. Durumumuzu değiştirmek arzusundan uzak olduğumuz, 
kendimizi değiştirmeye muktedir olmadığımız ileri sürülür. Ben ne sınıfımın ne milletimin ne 
ailemin kaderinden kaçmada “özgür”değilim ya da kendi gücümü ve talihimi yaratamam ya da en 
önemli açlıklarıma ve alışkanlıklarıma hakim olamam. Jean-Paul Sartre, Being and Nothingnes 
2. Hakikat istenci eleştiri talep eder – ödevimizi bu yolda tanımlayalım-Hakikatin değeri ilkin 
deneyimin yolunda olmalıdır, ve soru olabilmelidir. Friedrich Nietzsche: On the Genealogy of Morals, 3-24 
3. Aslında tarih bize ait değildir, biz tarihe aitiz. Hans-Georg Gadamer: Truth and Method, 1989 
4. Bilim felsefeye gereksinir mi? 
 
2005  
IX. TFO Soruları 
1. “Köklerini bilmek yalnızca büyük babalarının nereli olduğunu ve nelere katlandığını bilmek değildir. 
Aynı zamanda fikirlerinin nereden geldiğini ve onlara niçin inandıklarını, ahlâki ve estetik 
duyarlılıklarının nereden geldiğini bilmek demektir.” Neil Postman , Technopoly, Vintage Books, New York 
1993, s.189. 
2. “İnsan soyu sürekli olarak daha iyiye doğru ilerlemekte midir?” 
Immanuel Kant, Der Streit der Fakultäten (Fakültelerin Çatışması), Kant Werke in Zwölf Bänden XI, Insel Verlag, Frankfurt 
am Main 1964, s.351 
3. “Bilim ve teknik, bugün insanlığın karşısında bir tehdit olarak görünüyorsa, ne bilim ne teknik 
yüzündendir bu; tersine bizim bilinçsizliğimizdendir.” Server Tanilli, “Geleceğin Felsefesi”, Felsefelogos 13, 
2001/1, s.26. 
 
Varşova POLONYA 
XIII. IPO Soruları 
1. Eğer ülkemle arkadaşıma ihanet etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsam keşke ülkeme 
ihanet etme cesaretim olsa derim. E.M.Forster, “What I beleive” in Two Cheers for Democracy , Penguin 
Book,1965,P.76 
 
2. Bugün, hakikat çok sayıda söylem evrenleri içine öylesine dağıtılmıştır ki artık bunları bir sıra 
düzenine (hiyerarşi) koymak mümkün olmuyor. Yine de bu söylemlerin her birinin içine nüfuz 
ederek aramakta inat edersek, herkesi ikna edecek taraflar bulabiliriz. 
Jurgen Habermas, in Sinn und Form, November/December 1989, abgedruck in:taz vom 17.01.1990 
 
3. Hedonizm, pesimizm, utilitarizm, eudaimonizm – bütün bu sistemler şeylerin değerini onlara 
eşlik eden haz ve acıyla ölçerler. Dolayısıyla bunlar; derine inemeyen çocuksu ve yüzeysel bakan 
kimseler tarafından durumların olguların özüne inemeyen, ilintilere dayanan değerlendirme 
sistemleri olarak görülebilirler. Yapıcı (constructive) yeteneğini kullananlar veya yaratıcı bilince 
sahip olan sanatçılar bu görüşlere ancak alay ederek ve acımayla küçümseyerek bakarlar. 
Friedrich Nietzsche, Jenseits von Gut Und Böse, İyinin ve Kötünün Ötesinde- Erdemlerimiz 225 
 
4. Dil bir labirente benzer. Bir taraftan yaklaşırsan yolunun nereye gittiğini bilirsin; aynı yere 
başka taraftan yaklaşmaya çalışırsan artık yolunun nereye gittiğini bilemezsin. 
Ludwig Wittgenstein, Philosophical Investigations [203] Basil Blackwell, Oxford 1958,Bilingual edition p.82e 
 
 
2006 
X. TFO Soruları 
1) “Temellendirilmiş inanışın temelinde temellendirilmemiş inanış yatar.” 
Ludwig Wittgenstein “Kesinlik Üzerine 253”. Çev.Dürin Tunç, Cogito sayı 33, Wittgenstein Özel Sayısı YKY, İstanbul 
2004, s.290 
 
2) “İnsan unutmayı bir türlü öğrenemeyip de hep geçmişe bağlı kaldığı için şaşar durur kendi 
kendine: İstediği kadar ileri ve çabuk yürüsün, zinciri ile birlikte yürür, hızla akıp geçen olaylara 
bağlıdır gene de. (...) Zaman tomarından boyuna bir yaprak çözülür, düşer, uçup gider –birden 
insanlığın kucağına geri döner. İşte o zaman insan “anımsıyorum” der ve hemen unutan, her anın 
gerçekten öldüğünü, sis ve gece içinde geride kalıp yittiğini ve bütün bütüne söndüğünü gördüğü 
hayvanı kıskanır. İnsan işte böyle ‘tarihdışı’ yaşar: çünkü hayvan geriye hiçbir kesir bırakmayan 
bir sayı gibi şimdinin içinde yitip gider.” Friedrich Nietzsche, “Tarih Üzerine” Çağa Aykırı Düşünceler Bölüm 1, 
Çeviren: Nejat Bozkurt, Say Yay. İst. 1994, s. 61-62 3)‘‘Felsefeden bir meşrulaştırma aracı olarak yararlanmak isteyenler, felsefenin esas yurdunun 
kavramlaştırma, temellendirme ve sistemleştirmeden çok, “şüphe” olduğunu unutmamalıdırlar. Bu, 
felsefeyi teolojilerin, dinlerin, ideolojilerin gözünde hep sevimsiz kılan yön olmuş; fakat 
paradoksal olarak, aynı ideolojiler, aynı felsefenin kavramlaştırıcı, temellendirici ve 
sistemleştirici tavrından yararlanma isteğinden de vazgeçmemişlerdir.” Doğan Özlem “Felsefe Geleneği 
ve Aydınımız- Bilim, Tarih ve Yorum”, İnkılâp Yayınları, İstanbul 1998, s.11-23” 
Cosenza-İTALYA 
XIV. IPO Soruları 
 
1. Bütünüyle olmasa bile- geniş bir sınıfa ait durumlar için kullandığımız “anlam” sözcüğü şöyle 
tanımlanabilir: bir sözcüğün anlamı onun dildeki kullanımıdır. Ludwig WITTGENSTEIN, Philosophical 
Investigations 43 
2. Filozoflar yalnızca çeşitli açılardan dünyayı yorumlamışlardır. Oysa önemli olan dünyayı 
değiştirmektir. Karl MARX, Thesen über Feuerbach, XI 
3. Bir şeyi bilmek için onu sevmemiz ve bir şeyi sevmek için de onu bilmemiz gerekir. Kitaro 
NISHIDA, An Inguiry into the Good. Yale Univ. Press 1990, p.174 
4. Kısaca, insanın eylemleri asla özgür değildir; onlar her zaman insanın kendi doğasının, edinilmiş 
fikirlerinin, ulusunun, doğru ya da yanlış onu biçimlendiren mutluluk anlayışının; örnekle, eğitimle, 
günlük deneyimle pekiştirilmiş kanılarının zorunlu sonuçlarıdır. Paul-Henri Dietrich HOLBACH, System 
of Nature,transl. H.D. Robinson, Batoche Books, Kitchener 20 
 
 
2007 
XI. TFO Soruları 
 
1. “Modern teknoloji uygulamalı doğa bilimi değildir; tersine, yeniçağ doğabilimi, teknolojinin 
özünün uygulamasıdır.” HEIDEGGER , Kaynak: Oruç Aruoba’nın, “Heidegger, Adam, Dönüş,” başlıklı 
yazısından, Defter, Metis Yayınları, Yaz 2001, Sayı 44 s,234 
2. “ Bir çağın insanları başka bir çağın insanları olmadıklarından, Diyojen’in adam bulamamasının 
nedeninin, artık var olmayan bir zamanın insanını kendi çağdaşları arasında araması olduğunu 
sezecektir.” J.J. ROUSSEAU, “ İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı,” Bölüm II çev, Rasih Nuri İleri, Say 
Yayınları, 1995 s.175 
3. “İnsan gözdür, öte yanı deriden, etten başka bir şey değil. Gözü, neyi görürse değeri o 
kadardır insanın.” Mevlâna, Mesnevi, cilt 6/810, çev. Veled Ç.İzbudak, M.E.B. Yayınları, Ankara 1991 
 
Antalya- TÜRKİYE 
XV.IPO Soruları 
 
1. Yukarıda verilen açıklamadan devletin temelinin,hükümetin nihai hedefinin ne korkutarak 
yönetmek, sınırlamak ne de tam boyun eğdirmek değil, tam tersine olası en güvenlikte 
yaşayabilmesi için her insanı korkudan azat etmek, başka bir deyişle doğal hakkı olan 
kendisine ve diğerlerine zarar vermeksizin var olma ve çalışma hakkını güçlendirmek olduğu 
açıkça anlaşılır. SPINOZA, Theological-Political Treatise, chapter XX 
 2. İki şey, üzerlerine sık sık eğilip ısrarla düşünülürse, insanın ruhsal yapısını hep yeni, hep 
 artan bir hayranlık ve korkunç saygıyla dolduruyor: üzerimdeki yıldızlı gök ve içimdeki 
 ahlak yasası. Immanuel KANT, Pratik aklın Eleştirisi- Sonsöz TFK, Yayınları Ankara 1994 s.174 
 3. Mekân öznede değildir, ne de dünya mekândadır. HEIDEGGER, Being and Time 
 4. Adaletin erdemlerin en önemlisi olduğu düşünülüyor.(…) Nitekim şu atasözümüz vardır: 
 “Adalette bütün erdemler bir arada bulunur. Kendi amacını kendinde en çok taşıyan 
 erdemdir, çünkü ,kendi amacını kendinde taşıyan erdemin tam kullanılmasıdır. Tamdır,  çünkü bu erdeme sahip olan yalnızca kendi kendinde değil başkasıyla ilgili olarak da 
 kullanabilir. ARISTOTELES, Nikomakhos’a Etik 1129b Çev.Saffet Babür Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 
 Ankara,1998,s.95 
 
 
2008 
XII. TFO Soruları 
1. Adalet devletin orta direğidir; çünkü siyasal topluluğun temeli hak’tır ve hak neyin adaletli 
olduğuna karar vermenin ayracıdır. ARISTOTELES, Politika, çev. Mete Tunçay,Remzi Kitebevi, İstanbul, 2002, 
s.10 
2. Geleneklerin örtüsünün açılması ve gelenekle aktarılanın açığa çıkarılışı, bu çağın insanı 
için özgül bir görevdir. M. HEIDEGGER, Varlık ve Zaman, çev. Aziz Yardımlı, İdea Yayınları, 1997, s.27vd. 
 
3. Söylenmemiş olanı söylemek için, dilde önceden söylenmiş olanı işitmek gerek. Taylan ALTUĞ, 
Dile Gelen Felsefe, YKY, İstanbul,2001,s.21 
 
 Iaşi- Romanya 
 XVI. IPO Soruları 
 
1. Kişi kendi bedeniyle özdeş midir? İ 
2. Demokrasilerde insanların ne isterlerse yaptıkları sanıldığı doğrudur; fakat siyasal özgürlük 
bir kimsenin her istediğini yapması demek değildir. 
3. Eğer bir yerde ortak bir güç yoksa, yasa da yoktur; Yasanın olmadığı yerde adalet de yoktur. 
4. Özgür kişi, birlikte yaşadığı kişilerin farklı davranışlarına dayanabilmeli ve sonra, düzgünce 
düşünmelidir. O, kendisini bir şey hoşuna gitmeyince polis çağırmak gibi alışkanlıklardan 
özgürleştirmiştir. 
 
2009 
XIII. TFO Soruları 
 
1. “Eğitimle kişilerde aydınlanmanın temelini atmak kolaydır; ne var ki genç insanları böyle 
düşünmeye erkenden alıştırmak gerekir. Buna karşın tüm bir dönemi aydınlatmak uzun bir 
zaman gerektirir; çünkü böyle bir eğitime engel olan ya da onu zorlaştıran bir sürü dış engel 
vardır.” Immanuel KANT, Was heißt : sich im Denken orientiren? 1786 
2. “Eğer yasalara saygı zorba olmayan bir yönetimin özü, yasalara saygısızlık ise zorbalığın özü 
ise, terör totaliter baskının özüdür.” Hannah ARENDT, Ideology and Terror, Ch.13, A Harvest Book, 
Harcourt Brace & Company, San Diego, New York, London, 1975, p. 464 
3. Özellikle teknolojinin egemen konuma geçtiği bir uygarlık çemberinde bilim, sanat ve hakikat 
arasındaki bağ kökten etkilendiği, daha doğrusu koptuğu için, artık bilim ve sanatın ortak 
zemini de kalmamıştır.” Hasan Ünal Nalbantoğlu 
 
 
Helsinki-Finlandiya 
XVII IPO Soruları 
 
1. Yapılanlarda kendisi için istediğimiz,başka şeyleri de onun için istediğimiz bir amaç varsa ve 
herşeyi bir başka şey için tercih etmiyorsak (çünkü bu şekilde bu sonsuza gider, dolayısıyla 
arzumuz boş ve boşuna olur), bunun iyi ve en iyi olduğu açık. 
Aristoteles, Nikomakhos’a Etik 1094a, Çev. Saffet Babür, Çeviriyi orijinaliyle karşılaştıran Ioanna Kuçuradi, 
Hacettepe Üniversitesi Yayınları, Ankara,1988,s.6 
 2. Devletlerin birbirleriyle münasebetlerinde akla uygun tek yol, tek tek insanlar gibi, vahşi ve 
başıboş hürriyetlerinden vazgeçerek umumi kanununların müeyyidesi altına girmek ve daima 
gelişerek sonunda bütün dünya milletlerini kucaklayacak bir milletler devleti (civitas gentium) 
kurmaktır. 
Immanuel Kant , Ebedî Barış Üzerine Felsefî Bir Deneme, 
3. Bir sanat eseri, sanat eseri olmak bakımından güzel olmak zorunda mıdır, yoksa çirkin de 
olabilir mi? Eğer bu sonuncu mümkünse, niçin o eser ilgimizi çeker? 
 
4. Sorun olan yalnızca Tanrı’nın varlığı değil; daha çok Tanrı kavramının tutarlılığıdır. 
 
2010 
 XIV. TFO Soruları 
 
1. “Eğer birisi çoğunluğun anlaştığı şeye katılmamız gerektiğini söylerse, bunun yararsız olduğunu 
söylemeliyiz. Çünkü öncelikle ‘doğru olan’, şüphesiz ki nadir olandır ve bu nedenle bir kişinin 
çoğunluktan akıllı olması mümkündür.” 
Sextus Empiricus, Pironizmin Ana Hatları, Kitap II, 
çev. Örsan K. Öymen, Yeditepe’de Felsefe, sayı 2, 
 İstanbul 2003, s. 10 
 
 
2. “ Yazar bütün antenlerini açmış olarak bu çağda dünyanın yüzünü, insanoğlu’nun yüzünü 
saptamaya çalışır. İnsanoğlu nasıl duyumsamakta, neyi düşünmekte, nasıl davranmaktadır? 
Tutkuları, kısırlıkları, umutları nelerdir?” 
Ingeborg Bachmann, Bu Tufandan Sonra, 
Hazırlayan ve çeviren Ahmet cemal, 
 Metis Yayınları, 1990, s. 46 
 
 
3. “Şiir, insan olmanın/ varolmanın en yüksek açılımıdır, insanın insana açılmasıdır.” 
Sevgi İyi, “Dünya Sorunları Karşısında Şiir”, 
Hürriyet Gösteri, sayı 263, Ekim 2004, 
 
s. 42-43 
 
Atina-YUNANİSTAN 
XVIII. IPO Soruları 
1. Filozofların bir soruyu ele alış tarzı hastalığın ele alınış tarzına benzer. 
Wittgenstein, Philosophical Investigation 
 
2. İnsan hakları’ denilen değerler bağımsız ve evrensel geçerliliğe mi sahiptir yoksa bu değerler 
tarihsel ve kültürel olarak değişebilen insan buluşları mıdır? 
 
3. Her felsefe doğası gereği taraflıdır. Ancak onun, görevi bir tarafı ötekine tercih etmek değil, 
bir ethosu ötekine tercih etmektir. 
Giulio Preti, Praxis et empirisme (1936) 
 
4. İnsan mükemmel olduğu zaman hayvanların en iyisidir: ama yasadan ve adaletten ayrıldığı 
zaman hepsinin en kötüsüdür. 
 Aristotle Politics I, 1253a31 
 
 2011 
XIV. TFO Soruları 1. “Adalet amaçların ölçütü ise, araçların ölçütü de hukuka uygunluktur.” 
Walter Benjamin, “Şiddetin Eleştirisi Üzerine”, Şiddetin Eleştirisi 
Üzerine, Hazırlayan Aykut Çelebi, Metis Yayınları, İstanbul 2010, s. 
20. 
 
2. “Kültürün ataerkil oluşumu, cinsiyetler arasındaki ilişkilerin evriminde ortaya çıkar. Ayrıca dilin 
derin kullanımında kendini gösterir.” 
Luce Irigaray, Ben, Sen, Biz-Farklılık Kültürüne Doğru, Çev. Sabri 
Büyükdüvenci-Nilgün Tufal, İmge Yayınları, Ankara 2006, s. 17. 
 
3. “Dünya görüşleri bir bütün olarak dünyayı açıklama iddiasındadırlar. Ama insanın bir bütün olarak 
dünyayı epistemolojik anlamda nesne edinmesi olanaklı değildir.” 
Abdullah Kaygı, “Felsefe Eğitimi ve Felsefenin Geleceği”, Dünya 
Felsefe Günü 2007, s. 126. 
 
Viyana-Avusturya 
XIX IPO Soruları 
 
1. D üşünmeden öğrenen kaybolur; öğrenemeden düşünen tehlikededir. 
Confucius, Analects 2.15. 
 
2. Bilge bir insana bütün dünya açılır. Çünkü. tüm evren iyi bir ruhın yurdudur. 
Democritus of Abdera, fragment 247. 
 
3. Aklın ve zevkin sınırları ve işlerinin birbirinden ayrı olduğu kesin bir biçimde gösterilebilir. Akıl bize doğru 
ve yanlışın bilgisini verir; zevk ise güzel olan ve olmayan;, erdemli olan ve olmayan hakkında bir his 
uyandırır. Akıl, nesnelere bir şey eklemeden veya onlardan bir şey azaltmadan onları doğada bulundukları 
haliyle keşfeder; oysa zevk üretken bir yetidir; doğal nesneleri iç duygudan ödünç alınan renklerle donatır 
ve böylece yeni bir şey yaratır. 
David Hume, An Enquiry concerning the Principles of Morals (1751). 
 
4. Sanat gerçek dünyanın kopyası değidir. Lanetli şeylerden bir tane yeter. 
Nelson Goodman, Languages of Art (1976). 
 
2012 
1. Bir parkta üzerinde “Yalnızca Beyazlar içindir” yazılı bir bankta otururken, kendi kendime 
ırkçılığa karşı olduğumu anımsatmanın faydası yoktur(…) İdeoloji deyim yerindeyse, kafamda 
değil oturduğum banktadır. 
Terry Eagleton, İdeoloji, Çev. Muttalip Ozan, 
 Ayrıntı Yayınları, İstanbul, 2005. s.-68 
 
2. “Açıktır ki, metot sorunlarıyla uğraşmaya başlamamız gerekiyor. Evrensel bir değer nedir? Bir 
değerin evrensel sayılması için herkes tarafından kabul edilmesi mi gerekiyor? Eğer bu 
gerçekten gerekli ise, o zaman evrensel değerler kategorisi boş olur.” 
 
Amartya Sen, “Democracy as a Universal Value”, 
Journal of Democracy10 (1999), s. 8 
 
 
3. “Eğitimin bir insan hakkı olduğu savının iki sonucu vardır. Birincisi: haktan vazgeçilmesi 
düşünülemez. Dolayısıyla, kişilerin “Ben eğitilmek istemiyorum” demesi söz konusu olamaz. 
İkincisi: siyasal birlik, yani devlet, tüm bireylerinin eğitim hakkından yararlanmasını sağlamalıdır. 
Bireyler için hak olan şey, devlet için görevdir.” 
 Ömer Naci Soykan, “Özgür Eğitim”, Küreselleşeme Sürecinde Eğitim 
Sorunlarının Felsefi Boyutu Sempozyum konuşması 2009 s.296
 Oslo-Norveç 
 XX.IPO Soruları 
 
 
1. “Güzellik kendiliğinden ortaya çıkmaz, insanlar tarafından açığa çıkarılır. Eğer Lin Tang (Orkide 
Köşkü), berrak nehri ve narin kamışları Wang Xizh (303-361) tarafından tasvir edilmemiş 
olsalardı, kimsecikler farketmeksizin ıssız dağlar ardında yok olacaklardı.” 
Liu Zongyuan (773-819). 
 
2. “Acı gerçek şudur ki çoğu kötülük, iyi veya kötü olma konusunda asla bir seçim yapmamış 
insanlar tarafından yapılır. 
Hannah Arendt, Vom Leben des Geistes 
(Aklın yaşamı) (1978) 
 
3. “Bir hayvan acı çektiğinde, hiçbir ahlaki gerekçe, ne bu acının gözardı edilmesine, ne de bunu 
bir diğer varlığın acı çekmesiyle eşdeğer bulunmamasına izin vermez. Ancak zıttı da aynı şekilde 
doğrudur. Eğer bir canlının ne acı çekme ne de haz duyma yetisi yoksa, kayda değer bir durum 
da yoktur.” 
 Peter Singer, Animal Liberation (1975). 
 
4. Cismin örtük kısmının göründüğü gibi olup olmadığı sorgulandığında, öncelikle onun göründüğü 
var sayılır. Öyleyse şüphemiz görünme olgusunun kendisiyle ilgili değildir, bu görünüm hakkında 
oluşan yargımız ile ilgilidir. O halde bu şüpheyi görünme olgusu üzerinde yapılan sorgulamadan 
ayırt etmek gerekir. Örneğin, bal bize tatlı gelir (madem ki tatlılığını duyularımız aracılığı ile 
anlıyoruz, öyle varsayarız). Fakat aynı şekilde özü gereği tatlı olup olmadığından da şüpheleniriz 
çünkü bu durum görünümle değil, görünüme göre yargılamayla ilgilidir.“ 
 
Sextus Empiricus, Pironizmin Anahatları I. 10 (MS 2. yy).